Thursday, 2 December 2010

taylor the latte boy



Uzun süredir blogumu okuyanlar varsa Starbucks'a bok atan insanlardan ne kadar nefret ettiğimi bilirler. Sözlük'te Starbucks başlığına bakıyordum, Starbucks'ı öven entry'ler hep kötülenmiş, Starbucks çok pahalı olduğu için eleştirilmiş ve gidenler "elitist, burjuva" vs. olmakla suçlanmışlar. Bunu gerçekten aklım almıyor. Türkiye'de Starbucks'ın fiyatları ne alemde bilmiyorum, uzun zamandır gitmedim, ama her gün (hatta bazen günde 2 kez) Starbucks'a gittiğim dönemden hatırladığıma göre Starbucks fiyatları herhangi bir cafede sikko bir üçü bir arada Nescafe'ye vereceğiniz fiyattan fazla değil.

İngiltere'de Starbucks en ucuza kahve içebileceğiniz yerlerden biri, fiyatlar Londra merkezinde herhangi bir cafede bir kahveye vereceğinizin yarısı. Üstelik Starbucks kartı aldığınızda (kartı ücretsiz alabiliyorsunuz) £1 karşılığında filtre kahve içebiliyor, içeceğinize beleş olarak şurup kattırabiliyor, bedava internete girebiliyor ve buna benzer bir sürü promosyondan yararlanabiliyorsunuz. Türkiye'de fiyatlar £1'un karşılığından daha yüksek kalıyor, evet, ama yine de öyle "ahh pis kapitalistler" diye inlenecek kadar değil. Ha öyle olsa ne olur, bunu da anlamıyorum. Kime ne kimin kahveye ne kadar para verdiğinden. Kedi ciğer diyorum inanmıyorsunuz, ama gerçekten öyle bir durum bu anti-Starbucks muhabbeti.

Gerçekten anti-McDonalds, anti-Starbucks, anti-Harvey Nichols, anti-bilmemne olan insanlar çok sinirime dokunuyor.



BTW, Starbucks'la ilgili yazılarımı aratınca karşıma bu çıktı, 1.5 yıl önce yazmışım. Zamanla her şey ne kadar değişiyor, nasıl eskiden çok sevmekten kalbimin sıkıştığı insanlar artık içimde hiç bir duygu uyandırmayan yabancılar haline geldiler, ne kadar hüzünlü.

4 comments:

Adamın biri said...

Starbucks geçmişi latte'den ibaret
biri olarak şunu söyleyebilirim ki;
ingilteredeyken sık sık giderdim.Kafeden ziyade kafa dinlemek giderdim.Sanırım türkiyede insanlar starbucks'ı bir sınıfın temsilcisi olarak görüyor.Ayrıca insanların ne kazanıp ne harcadığına bakarsak fiyatı türkiye için
belki pahalı olabilir.Sanırım sadece istiklal caddesinde 3-4 tane vardı.Bu kadar talebin olduğu yerde sadece starbucks'a kızıp yerli bir girişimcinin bu işlere yatırım yapmamasıda enteresan.Yunanistan'daki durum için de birşeyler söylemek istiyorum.Burada birçok adı sanı duyulmamış kafe var.Hepsi yunanların.Starbucks bunların yanında sinek avlıyor dersem abartmış olmam.Bu durumun nedeni olarak anti-amerikan bir halk oluşunun etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.

zerofeelings said...

Tabii ki fiyatı pahalı olabilir, toplumun bir kesimi için Coca Cola marka kola bile lüks, ama bu o fiyatı karşılayabilen insanlara bok atma sebebi olmamalı. Politik nedenlerden Starbucks'ı sevmeyenler dışındaki anti-Starbucks insanlar biraz daha para kazanıyor olsalardı eminim Starbucks'ta kahve içmenin bir problem olduğunu düşünmezlerdi.

Yunanistan durumu ilginçmiş, evet. Türk kültürüne çok benzeyen bir kültürün bu konuda bu kadar farklı olması garip.

Adamın biri said...

Sonuçta ne kadar benzerse benzesin aynı değiller.Bunun altında yatan tarihsel nedenlere bakmak lazım.Onların tarihlerinde de bir cunta geçmişi var fakat onlar cuntayla hesaplaşmayı bilmişler.Cuntacıların hepsine ölene kadar hapis cezası vermişler.Af falan yok.Ne tesadüf ki onların cuntasıda made in usa'miş.Onlar her yıl cuntaya karşı özgürlük mücadelesinde canını veren arkadaşlarını öldürüldükleri yerde anıyorlar.Oradanda usa konsolosluğuna gidip polisin enlemelerine rağmen taş ve yumurta yağmuruna tutuyorlar.Amerika sevgisinin altında yatan gerçek bu.Ayrıca burada kafeler haricinde goodys denen fast food zinciri var.mcdonalds yerine oraya gidiyorlar.Birgün yolun yunanistana düşerse bu söylediklerimi kendin gözlemleyebilirsin. Bizimkileri hiç konuşmaya bile değmez.12 Eylül darbesi=Bizim çocuklar başardı.

zerofeelings said...

yunanistan'da yolum adalara düştü hep, herhalde o yüzden goodys görmedim hiç.

bunları bilmiyordum hiç, ilginçmiş çok gerçekten.