Wednesday, 1 December 2010

stop me, oh stop me

Bugün hayatımın en uzun günlerinden birini geçirdim. Son 2 gecedir hayatımda ilk kez öksürmekten uyuyamıyorum resmen (abartmıyorum). Öyle böyle değil yani, gerçekten 5 saniyede bir öksürür haldeyim. Geceleri daha da kötü oluyor, saatlerce yatakta dönerek geçiriyorum bütün geceyi. Dolayısıyla haftalardır öğlen 1 gibi uyanan bir insan olarak 3-4 saat uykuyla sabah 7'de uyanmak ağzıma sıçtı.

Yine bir öksürük kriziyle saati 8'e kurduğum halde 7'de uyandıktan sonra "Madem uyandım, bari kalkayım, geri uyursam bir daha uyanamam" diye düşünerek kalktım. Otobüste ve derste öksürüp durmamak için grip ilacı almak istiyordum, ama ilacı almak için tok olmam gerekiyordu; o yüzden Starbucks'a uğrayıp bir adet Gingerbread Latte eşliğinde hem karnımı doldurup hem de ekstra 1 saatimi geçirmeye karar verdim. Tam o sırada ev arkadaşım yanıma geldi ve heyecanla hemen camdan dışarı bakmamı söyledi. Bir baktım, gece kar yağmış, yerler bembeyaz. Ben yarım saat sonra hazırlanıp evden çıktığımda dışarısı bildiğiniz kar fırtınası modundaydı. Sabah 8'e doğru lapa lapa kocaman tanelerle yağmaya başlayan kar şu anda hala aynı hızla devam ediyor.

Neyse, okula geldim, dersime girip çıktım, 3 saatlik boşluğum vardı ve sunum hazırlamam gerekiyordu o sırada, sunuma başlamadan önce öğrenci birliği binasında bir şeyler yemeye karar verdim. Herkes öğrenci birliğindeki cafenin yemeklerinin süper olduğunu söyleyip duruyordu. Menüye bakmamla "Of vejetaryen burası" demem bir oldu, ama artık çok geç olduğundan bir adet peynirli omlet ısmarlamak zorunda kaldım. Cafenin aşırı gürültülü ortamına sinir olduğumdan mı (bağıra bağıra gülen, konuşan arkadaş gruplarını tekmeleyerek camdan dışarı uçurasım geliyor), yoksa bugünkü genel aksiliğimden mi bilmiyorum; aşırı iştahlı biri olmama rağmen omletin yarısını yemeden kalktım.

3 saat sonra seminerime girdim, sunumumu yaptım, Gaydar'da tanıştığım ve benimle aynı okulda okuduğunu öğrendiğim kızla buluşmaya gittim. Onu beklerken hafiften titremeye başladığımı ve birisi saçlarımı çekiyor gibi hissetmeye başladığımı fark ettim: hipoglisemi belirtileri. Geçsin diye bir kahve alıp içine hiç istemediğim halde bir sürü tatlandırıcı koydum. Beklediğimden *çok* daha güzel olan kıza kötü hissettiğimi çaktırmamaya çalışarak bir saat geçirdikten sonra o eve gitti, ben de arkadaşlarımla buluşmak üzere Piccadilly Circus'a doğru yola çıktım. Buz gibi havada kar altında 20 dakika bekledim ve sonunda otobüs geldi, tıkış tıkış bir 40 dakikadan sonra yolun yarısında bugün Londra'da yapılan öğrenci eyleminde çıkan olaylar yüzünden polisin gideceğim yeri trafiğe kapadığını ve otobüsün oraya gitmeyeceğini öğrendim, inmek zorunda kaldım. Yine kar altında hayatımda hiç gitmediğim bir yerdeki durağın tekinde buldum kendimi. Yine otobüs bekledim, fena trafik vardı, 20 dakikalık yol olan Oxford Street'e 40 dakikada falan geldi otobüs. İnip o fırtınada 15-20 dakika yürüdüm, sonunda gitmem gereken mekana ulaştım. Oturup bir bira ısmarladım, birden çok fenalaştığımı hissettim. Terleme, titreme, çarpıntı, huzursuzluk, baş dönmesi, mide bulantısı, bayılacak gibi hissetme vs. ne kadar hipoglisemi belirtisi varsa hepsi bir anda tüm gücüyle üstüme yüklendi. O sırada arkadaşlarım geldi, yanlarına gittim, tadından tiksine tiksine (hipoglisemik olunca her şeyin tadı tiksinç geliyor) bir cheesecake yedim şekerim yükselsin diye. Bir boka yaramadı. 1 saat durabildim en fazla, insanlar "Neyin var, kafan burada değil sanki" diye sorup duruyorlardı, konuşmadan önüme bakarak oturup duruyordum çünkü (hipoglisemik olunca kolay sinirlenebilen, suskun ve huzursuz bir insan haline geliyorum). 8 gibi kalkıp eve gelmeye karar verdim, oradan metroya nasıl yürüdüm, eve gelmeyi nasıl başardım bilmiyorum, ama nolur bayılmadan yatağıma ulaşayım diye düşündüğümü hatırlıyorum yol boyunca. Eve geldim, bir şeyler yedim (sabahtan beri yediğim ilk tam öğün), 4 saat geçti ancak kendime geldim şimdi.

Bu hipoglisemi muhabbeti 17-18 yaşlarındayken çok sık olurdu, hatta bir keresinde Kordon'da fenalaşıp yakındaki bir mekanın tuvaletine yüzümü yıkamaya gittiğim ve birden bayılıp o sırada kafamı lavaboya çarpıp kanattığım olmuştu. Ondan sonra hiç o kadar bayılma seviyesine gelen ciddi bir atak yaşamadım, hatta ufak çaplı bir şey de yaşamamıştım son 2 yıldır falan. Bugün kötü oluşumun nedeni çok büyük ihtimalle bütün gün bir şey yememiş olmamdı, ama bunun olduğu günlerin hepsinde Starbucks'a gidip çok çok şekerli bir şey içmiş olduğumu da fark ettim şu anda (normalde şekersiz Americano içerim). Onun etkisi var mıdır bilmiyorum, ama olsa anında olurdu herhalde, saatler sonra değil.

Note to self: Bir daha aç aç gezme bütün gün.

7 comments:

Adamın biri said...

Çok geçmiş olsun.Dikkat et kendine.
Sanırım yapılabilecek en iyi şey yatıp dinlenmek.

zerofeelings said...

Teşekkür ederim.

Brighton'a gidip Vampire Weekend izleme planım vardı bugün, üzülerek iptal ettim. Cumaya kadar eve kapadım kendimi.

derin said...

hipoglisemi ile ilgili biraz birşeyler okudum, cok şekerli seyler yiyip içtikten 3-4 saat sonra etkisini gösterebiliyormuş...

zerofeelings said...

En kısa sürede etkili olan şey glukoz tabletleri, çantada taşımak lazım.

inatçı hardal said...

geçmiş olsun öncelikle,
hipoglisemi ile ilgili olarak şunu diyeceğim ek olarak; bence tatlandırıcı ekleme aynı sorun bende de var,tatlandırıcı sadece tadıyla ilgili yoksa kan şekerinde bir değişme yapmıyor hatta direkt insülinini gereksiz yere yükseltiyor -vücut şeker aldığını sanıyor falan filan,uzun uzun yazamıyorum doktorum anlatmıştı da.özet olarak pek faydalı bişey değil- yani şekerin düşer düşmez şu şekerli meyveli yoğurtlardan varsa ya da starbuckslarda meyve salatası falan satılmakta onlar iyi gelebilir.ben de eskiden bol bol bayılırdım kafa üstü düşerdim şekerim düşünce şimdi ilaçlarla bi de şekeri dengeleyecek diyet programıyla ayakta durabilmekteyim :)

zerofeelings said...

tatlandırıcı olayını bilmiyordum, sağol söylediğin için.

meyveli yoğurt tavsiyene de bugün uydum :) ama pek işe yaramadı, 3-4 saat sonra mı işe yarıyor yoksa hemen mi?

inatçı hardal said...

rica ederim =)
yani yarım saatte şekerimi dengeliyor benim, sende pek işe yaramadıysa hani kişiden kişiye beslenme alışkanlığına göre olabilir bir de yanında bu tür yoğurt,kuru meyve gibi şeyler bulundurmaya çalış ufak ve taşınabilir olanlardan.mesela kuru üzüm kuru kayısı varsa saatte bir bi tane yersin,her saat başı bunu yaptığını düşün (hadi 2 saatte bir olsa bile)şekerinin bayılıcağın derecede düşük olmayacağını tahmin etmekteyim.benim günde 8 öğünüm olduğu için kendimden biliyorum (çok detaya da giremedim burada kendine notta yazdığın gibi tüm gün aç gezme hiç =))