Friday, 3 June 2011

i want something good to die for, to make it beautiful to live

Sinir olduğum birkaç şeyden bahsedesim var.

1- Gülümsemeyen insanlara sinir oluyorum. Özellikle insanlarla iletişim içinde olmalarını gerektiren pozisyonlarda çalışanların güleryüzlü olmasını beklemem çok mu garip? Sonuçta maaş alıyor olmalarının nedenlerinden biri bu, bana göre. Mesela geçen hafta Barcelona'ya giderken havaalanında muhatap olduğum bütün görevlilerin fena halde asık suratlı olması sinirime dokundu. Bugün de kütüphanede konuştuğum görevlinin yüzünden düşen bin parçaydı. Her iki durumda da görevlilere (ilk durumda saatin sabahın 6'sı olmasına rağmen) gülümseyerek "Merhaba" diyerek konuşmaya başladım, bir geri "Merhaba" bile demedi hiç biri. Ne öküz insanlar var hakikaten. Bugün de Yemekteyiz izliyordum internetten (evet, Londra'da oturup Yemekteyiz izliyorum sıkıntıdan), kadının teki vardı, bir kez olsun gülümsemedi saatlerce, ters ters bakıp oturdu. Böyle insanlara sinir oluyorum. Ölecek misiniz azıcık medeni davransanız insanlara?

2- Ergen olmadığı halde internette doğru düzgün yazamayan ya da yazmayanlara sinir oluyorum. Buna ünlem işaretlerini abartanlar ("Selam!!!!!!!!!!!!!!!!!!"), harfleri abartanlar ("Selammmmmmmmm"), büyük-küçük harf karışımı kullananlar ("SeLaM") ve sürekli olarak SMS dili konuşanlar ("Slm") dahil. Çok itici buluyorum cidden.

Daha itici bulduğum tek insan tipi de, ki, mi'leri falan bitişik yazanlar (ya da de'leri ve ki'leri ayrı olmaması gerektiği halde ayıranlar). İnsan bu yaşa gelip ana dilinin yazım kurallarını bilmez mi ya?

3- Daha önce de bahsetmiştim bundan: Son derece gay olduğu halde bunu gizlemek için karşı cins muhabbeti yapan insanlar herhalde dünyada en az saygı duyduğum (=hiç duymadığım) insan modelleri arasında üst sıralarda yer alıyorlar. Sık sık Facebook durumuma koca koca LİSTEMİN GİZLİ EŞCİNSELLERİ BUNLAR yazıp o insanları tag'leme isteği duyuyorum bu aralar. Başkasının ikiyüzlülüğünün beni ilgilendirmediğini düşünmüyor olsam ciddi ciddi yapacağım bunu. Öyle biri olmadığımdan yapmıyorum. Ama bu yine de içimdeki ağzımı bozma isteğinin bambaşka olmasını engellemiyor.

Bugün otobüste okula giderken (buraya yazdığım her şey otobüste aklıma geliyor neredeyse) geçen gün karşıma çıkan "Bir insanda aradığın özellikler nedir?" sorusunu düşündüm. İdeal insanımda olmasını istediğim bir sürü özellik var kafamda, ama birlikte olacağım birinde "Mutlaka olması gerek" dediğim ve çok istisnai durumlar dışında olmaması halinde o işin yatacağı çok az şey var.

Aklıma gelenler:

- Yeni şeyleri deneme isteği/açık zihinlilik: Geçen hafta gittiğim Barcelona gezisinde birlikte yemeğe çıktığımız babamla çalışan ama arkadaş olmayan bir grup insan vardı. Sofraya ayıklanmamış karidesli ve kerevitli paella, salyangoz ve domuz pastırması geldi. Bu bahsettiğim insanlar "Iyy" tepkisi verip hiç birini yemediler. Hiç hoşlanmadığım davranış biçimi. Böyle insan istemiyorum. Daha önce yemediği ve alıştığından farklı olan tatları denemekten korkmayan birini istiyorum. Vejetaryen değilse domuz eti yiyen birini istiyorum. Aynı açık zihinliliği her konuda bekliyorum. Mesela seksten bahsedemeyen, bahsedecekse de sesini alçaltan, cinsel açıdan "Bunu asla yapmam" dediği şeyler bulunan birini istemiyorum. Müzikal olarak da "Asla bu tür şeyleri dinlemem" diyen birini istemiyorum. Her şeyi bir kere denemeye açık insanlardan etkileniyorum.

- Spontane davranabilmek: Ani kararlar verebilen birini istiyorum. Hem karakter olarak, hem maddi olarak, hem de iş-güç açısından "Hadi haftaya tatile gidelim" dediğimde "Tamam" diyebilecek birini istiyorum. "Hadi bu akşam şunu yapalım/bugün buraya gidelim" dediğimde "Tamam giyineyim çıkalım" diyen birini istiyorum.

- Gezip tozmaktan en az benim kadar zevk alan birini istiyorum. Yeni bir şehire gittiğimde %100 turist edasıyla yediğim yemeğe kadar her şeyin fotoğrafını çektiğimde beni tanımıyormuş gibi davranmak isteyen birini istemiyorum. Maceracı ruhlu, keşfetmeyi seven birini istiyorum.


- Yüzeysellik/snobluk olarak algılanmasın ama maddi açıdan benimle aynı seviyede olan birini istiyorum. Öyle olmayınca ilişkide sorunlar ortaya çıkıyor, deneyimlerime göre maddi açıdan zorda olan taraf diğerine çemkirebiliyor. Ayrıca birlikte olduğum insanın benim yapmak istediğim şeyleri yapacak parası olmayınca ben de istediğim şeyleri yapamıyorum. Mesela en son eski sevgilime ne zaman "Önceden biletimizi alıp ucuza getirsek, Paris'e gitsek süper olmaz mı" türü bir şey desem "Param yok" cevabı alıyordum. Tek başıma gidiyor ve bütün zamanı yanımda olmasını isteyerek geçiriyordum. Ne kadar seversem seveyim arkadaş/sevgili vs ilişkilerine para karıştırmaktan hoşlanmayan biriyim, "Olsun, ben öderim" demem büyük şeyler için, başkası da benim yerime ödesin istemem. O yüzden maddi olarak aynı yerde buluştuğum birini istiyorum.

- Duygularını açık açık söyleyen birini istiyorum. Ben hissettiğim her şeyden açıkça bahseden biriyim, düşünce ve duygularını içine atan ve benim hislerime anlayış gösteremeyen, benimle empati kuramayan (kaba deyişle "odun" olan) insanlarla anlaşamıyorum. Kavga ederken susmak ya da çekip gitmek yerine gerekirse ağlayan, bağıran çağıran, ama duygularını dışa vuran ve ben vurduğumda da neden öyle hissettiğime akıl erdiremiyor olsa ve öyle hissetmemi saçma buluyor olsa bile yaptığının beni üzdüğünü/sinirlendirdiğini/kırdığını kabul edip özür dilemesini bilecek birini istiyorum.

- Dozunda kıskanç olan birini istiyorum. Dozunda derken ne demek istiyorum? Bana nerede ve kiminle olduğumun hesabını soracak birine kesinlikle tahammül etmem; "Eski sevgilinle/şu arkadaşınla görüşmeni istemiyorum" türü şeylerden hiç hoşlanmam. Ama "Gece dışarı çıkıyorum" dediğimde nerede olduğumu merak etmeyen, ne yaptığımla en ufak bir şekilde ilgilenmeyen birini de istemiyorum. Kısacası hesap sormayan ama ne yaptığımla ilgilenen, beni kontrol etmeye çalışmayan birini istiyorum.

Şimdilik aklıma gelen olmazsa olmazlar bunlar.

2 comments:

james mayer said...

uzun zamandır yorum yazmadığımı fark ettim buraya, ama okumadığım tek bir yazı olmadığını da belirtmek isterim.

gelelim yazının maddelerine. katılmadığım tek bir cümle bile yok sanırım. hele ilk madde, bırak gülümsemeyi, sınıfa geldiğinde ''merhaba'' bile demeden derse başlayan hocalarım bile oldu.

3 numaradaki insan tipi de ayrı bir olay, her haliyle gay olduğu belli olan bi' çocuğun facebooktaki paylaşımına biri imalı bir yorum falan yapmıştı, hani bırak çocuğun -hiç değilse- gay friendly straight konuma geçmesini, homofobik şekilde konuşmaya başladığını gördüğümde araya girip iki çift laf etmemek için kendimi zor tuttum.

ve son olarak karşındakinden beklediğin özellikler. hani ''kız olsaydım...'' gibisinden bir muhabbete girmek istemiyorum ama :) o kadar haklısın ki, bırak sevgili olmayı, arkadaşlık için bile en geçerli maddeleri sıralamışsın. Bazen kendimi kötü hissedip arkadaşıma telefon açıp hadi bi' şeyler yapalım dediğimde ''saçma sapan'' bahanelerle reddedilmeye o kadar bozuluyorum ki ... karşımdakinden beklediğim en önemli şey o spontanelik sanırım.

Bir de en son bahsettiğin olay, sevgilinin böyle bir kısıtlama getirmesi bana dünyadaki en saçma şeymiş gibi geliyo, ama bence bu konuda karşıdakinin de anlayışlı olması gerekir. Yani benim hoşlanmadığım bir arkadaşıyla / eski sevgilisiyle görüşmesi beni rahatsız etmez, etmemeli de, ama ona ne yaptığını sorduğumda ''hiiiç evde oturdum'' deyip sonradan böyle bir şey yaptığını öğrendiğimde sinirlenirim sanırım. yani bilmiyorum belki böyle çok sterotipik bir karaktermiş gibi gözüktüm belki ama, elimde değil, ''seni kırmamak için yalan söyledim'' yalanı en tahammül edemediğim şey sanırım.

zerofeelings said...

uzun uzun yazmışsın, teşekkür ederim :)

benim listemdeki gizli gay'ler en azından homofobik laflar etmeyen tipler. senin başına gelen bana olsaydı sanırım arkadaşım olmamasını çok önemseyeceğim biri değilse aklıma gelen iki çift lafı ederdim.

açıkçası başkalarına saçma gelen nedenlerden dolayı ben de bazen arkadaşlarımı reddediyorum. eğer içimden dışarı çıkmak gelmiyorsa, kararımı kimse değiştiremiyor. ama bir arkadaşım arayıp "kendimi kötü hissediyorum, hadi çıkalım" dese hayır demem çıkmamı engelleyecek bir durum yoksa.

o kısıtlayıcı sevgili modeli bana da dünyadaki en saçma şey gibi geliyor. şu son zamanlarda, özellikle tek eşlilikten uzaklaştığımdan beri kıskançlık diye bir şey kalmadı bende. sevgilimin eski sevgilisiyle ya da sevmediğim bir arkadaşıyla görüşmesi beni de hiç rahatsız etmez. ama bana bu konuda yalan söylemesi beni de rahatsız eder, özellikle böyle şeyleri sorun etmeyeceğimi bildiği halde gizlediyse.

kıskançlık demişken, dışarı çıktığında belli bir saatte eve dönmezse, sevgilisinin onayladığı insanlarla onayladığı mekanlara gidip 10 dakikada bir mesajlaşmazsa/telefonlaşmazsa sevgilisi çılgın kavgalar çıkaran bir arkadaşım var. karşılıklı öyleler, ve hallerinden de gayet memnunlar. böyle insanları anlamıyorum.