Monday, 1 March 2010
neutral evil
A neutral evil villain does whatever she can get away with. She is out for herself, pure and simple. She sheds no tears for those she kills, whether for profit, sport, or convenience. She has no love of order and holds no illusion that following laws, traditions, or codes would make her any better or more noble. On the other hand, she doesn’t have the restless nature or love of conflict that a chaotic evil villain has. The criminal who robs and murders to get what she wants is neutral evil. Some neutral evil villains hold up evil as an ideal, committing evil for its own sake. Most often, such villains are devoted to evil deities or secret societies. The common phrase for neutral evil is "true evil." Neutral evil is the most dangerous alignment because it represents pure evil without honor and without variation.
Neutral Evil is called the "Malefactor" alignment. Characters of this alignment are typically selfish and have no qualms about turning on their allies-of-the-moment. They have no compunctions about harming others to get what they want, but neither will they go out of their way to cause carnage or mayhem when they see no direct benefit to it. They abide by laws for only as long as it is convenient for them. A villain of this alignment can be more dangerous than either Lawful or Chaotic Evil characters, since he is neither bound by any sort of honor or tradition nor disorganized and pointlessly violent.
O kadar evil bir karakterim olduğunu sanmıyorum aslında. Bari Lawful olsaymışım. pfh.
Friday, 26 February 2010
nostalgia is drunk and frustration can be gorgeous
-My Chemical Romance - Three Cheers for Sweet Revenge albümünün tamamı ve Demolition Lovers;
-Alkaline Trio - Mercy Me, Burn, Radio, We Can Never Break Up, I Lied My Face Off, Stupid Kid, Private Eye, Sorry About That ve Enjoy Your Day;
-Coheed and Cambria - A Favor House Atlantic ve Delirium Trigger;
-Matchbook Romance, Finch, Dashboard Confessional, From Autumn to Ashes, From First to Last, Saosin, Circa Survive etc. şarkıları yer alıyor.
O kadar ki, kendime bir adet Coheed and Cambria konser bileti almış bulunuyorum 24 Haziran Londra konserlerine.
Oh dear god, I don't feel alive
when you're cut short of misery
will you pray it be the end?
give a look surprised wide eyes to me
then you'll know just what I am,
the scare that triggers your fear.
come know me in a different light now,
come know me as god
you made a good friend to me
but while you were outnumbered and torn
you made us do things to you
Nostalji rüzgarlarım liseye kadar esiyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ortalık yerde söylerken 2 kere düşüneceğim bir şey bu ama gayet ortaokul grubum olan Duman'ın bile iğrenç titrek vokalleri saymayınca aslında ne kadar güzel şarkılarının olduğunu fark ettim ilk 2 albümlerinde. Dolayısıyla Duman-Bal. So there.
you never see the lonely me at all
Bu şarkı dünya üzerindeki en hüzünlü güzelliklerden biri kesinlikle. Thank the gods şu an deli aşık olup birlikte olamadığım biri yok ki içimi o kadar acıtmıyor dinlerken, ama 1.55'teki bölümüne tapıyorum kesinlikle. Ayrıca 2.55'te Bowie'nin "Without you I'm nothing" deyişine ayrı tapıyorum.
I'm unclean, a libertine
And every time you vent your spleen,
I seem to lose the power of speech,
You're slipping slowly from my reach.
You grow me like an evergreen,
You never see the lonely me at all
I...
Take the plan, spin it sideways.
I...
Fall.
Without you, I'm nothing.
Take the plan, spin it sideways.
Without you, I'm nothing at all.
Tuesday, 23 February 2010
goldsmiths

Sizce?
the vault pt.2
MbMJ Totally Turnlock Billfold
MbMJ Jelly Jacquard Pochette in Brownie

PS: Şu an fark ettim ki birisi "the L Word Shane'in penisi var mı" diye google'da aratıp blog'uma ulaşmış. LOL out loud yani, Shane bir kadın olduğuna göre penisi olma ihtimali ne kadar? Strap-on diyoruz biz ona.
Sunday, 21 February 2010
love music hate homophobia
Gündüz Itty Bitty Titty Committee gösterilecekmiş ayrıca, özlemiştim o filmi çok, süper oldu.
Saturday, 20 February 2010
you were standing on another track like a real aristocrat
Blog'uma eklemiş olduğum bir adet şey sayesinde kim nereden buraya geliyor bakıp eğleniyorum bir kaç gündür. Dilara'nın -Strasbourg'da başka okuyucum yoktur herhalde :) - varlığından haberdar olmak bana mutluluk veriyor. Ayrıca gayet enteresan bir şekilde istisnasız her gün Google'da "nasıl cool olunur" diye aratıp cool kid olmakla ilgili yazıma ulaştıklarını görüyorum insanların. Çok garip gerçekten. Eğer buraya bu yüzden geldiyseniz boşuna, cool olmak internetten öğrenilecek şey değil nitekim, özenilesi bir şey de sayılmaz.
Asıl bahsetmek istediğim gerizekalının tekinin "sarhoş etmek için İMOVANE" diye aratıp benim uyku ilacım Imovane'dan bahsettiğim yazıya gelmiş olması. Birincisi i harfi büyük olduğunda noktalı olmuyor, I oluyor, hala öğrenemiyor insanlar sinirleniyorum. İkincisi insanların uyuyabilmesi için üretilmiş bir hapı tecavüz hapı olarak kullanmayı akıl eden zihniyetten (Imovane kesinlikle "hadi kafa olalım" şeklinde alınacak etkiyi yapan bir hap olmadığından amaç bu sanıyorum ki) de tiksiniyorum ayrıca, her kim aradıysa bir zahmet gidip kendini öldürsün lütfen. Ya da ilaç dolabımda kutular dolusu Imovane var, hepsini yutturup gecenin bir yarısı Tarlabaşı'nın ortasına bırakayım kendisini. Buraya bak sen: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=allah%C4%B1m+madem+yaratt%C4%B1n+takip+et
Tuesday, 16 February 2010
if at first you don't succeed, failure may be your style
Kalbimin prensesi Florence okulumuzun 2010 SummerBall'unda sahneye çıkacakmış. 15 Mayıs Florence + the Machine biletimi almış olduğumdan buna 44 pound verip gidesim yok, the Venue ortamından ayrı bir nefret ediyorum zaten, ama yine de Florence ile bir süre aynı şehrin havasını soluyacak olmak ve hatta o gece the Venue arka kapısında stalkerlık yapabilme potansiyeli bile heyecan verici.Bu akşam Duygu'ya Babyshambles biletini vermek için Londra'ya gidiyorum yine, aylardır uğramadığım Wotever'a gitmeye karar verdik yemek yedikten sonra. Bu gece Wotever'da Quentin Crisp'in ölmeden önceki son görüntülerini içeren bir kısa film gösterilecekmiş ve Quentin Crisp seviyorum kesinlikle.
"The very purpose of existence is to reconcile the glowing opinion we hold of ourselves with the appalling things that other people think about us." --Quentin Crisp
Monday, 15 February 2010
A Single Man + I Can't Think Straight
Film Christopher Isherwood'un aynı adlı romanından Tom Ford tarafından uyarlandı bilmeyenler için. Isherwood'un partneri Don Bachardy'nin -filmde İngilizce hocalarından biri olarak görünüyor- kendisini başkası için terk etmesinin ardından kaleme aldığı roman, 16 yıllık sevgilisi ölen George'un hayatındaki bir günü başından sonuna bizlere gösteriyor.
George karakteri Colin Firth için yazılmış sanki, o derece üzerine oturmuş. Filmi izlediğinizde Firth'ün bu rolle neden Venedik Film Festivali'nde En İyi Aktör ödülü aldığını ve aynı dalda Golden Globe ve Akademi ödülüne aday gösterildiğini anlayacaksınız. Aşağıdaki fotoğrafta ve filmin genelinde görebileceğiniz yüz ifadesi verilmek istenen yalnızlık, umutsuzluk ve hüzün hissini çok iyi yansıtıyor. George'un sevgilisi olmadan yaşama devam edemeyen, bir nevi ayakta ölü modunda bir adam haline geldiğini açıkça görebiliyoruz.

Eğer hareketli filmlerinden hoşlanıyorsanız bu filmi büyük ihtimalle sıkıcı bulacaksınız, çünkü çok durgun ve yavaş ilerleyen bir film. Ayrıca tam bir melankoli ve umutsuzluk hakim, başlamasından 5 dakika geçmeden salonun çoğunun ağladığı duyulabiliyordu. Bence kesinlikle görülmeli, ama hüzünlü bir ruh halindeyken görülse daha iyi çünkü odun ötesi biri değilseniz kesinlikle ağlayacaksınız.
Filmde en sevdiğim nokta George'un eşcinsel olmasının sadece ufak bir detay olarak gösterilmesi; filmin ana öğesi sevgilisinin erkek olması değil, ölmüş olması. Ayrıca filmde renkler mükemmel bir şekilde kullanılmış. George'un ruh haline göre donuk, nötr tonlardan sıcak, canlı tonlara geçen renklere dikkat edin. Tom Ford'dan daha azını beklemezdim zaten.

A Single Man sonrası içine edilmiş moralime sıcak bir White Mocha ve Shamim Sarif filmi I Can't Think Straight süper geldi. Alt ya da orta sınıf LGBT temalı filmlerden sıkılmış olan bir insan olarak benim için bu sefer en azından kızlardan birinin mega üst sınıf olması iyi bir değişiklikti. Arada bir çok güldüğüm anlar dışında öyle çok da süper bir film değildi, denk gelirse izleyin ama denk gelmezse piyasada aynı konuyu işleyen çok daha başarılı filmler mevcut. Coming out hikayeleri içimi sıkıyor benim ayrıca, iki karakter de out and proud lezbiyen insanlar olarak tanışırlarsa daha çok hoşuma gidiyor.
Ayrıca filmdeki başrol bayanlarından biri olan Lisa Ray'e dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu kadar etkileyici olamaz bir insan. Yok artık.

Bu arada fotoğrafı için Google'larken öğrendim ki Lisa Ray kansermiş. Üzüldüm.
Random pics from V day:



